Elif Şafak son yıllarda çıkan kitaplarının toplama yazılarından oluşması, Elif Şafak’ın roman okuyucularını üzüyordu. Yazar bu bekleyişe bir son verip son romanı İskender’i okuyucusu ile buluşturdu. Yayınevinin kitap tanıtımı maalesef bu kadar :Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır? En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe… Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir âşık olur? İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır. Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın. Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur. Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe… Attığımız her adım, yaptığımız her işte kendimizi yansıtırız. Budur çözülmesi gereken bilmece? |
Ünlü yazar Elif Şafak yeni romanını bitirdiğini Türkçe ve ingilizce olarakTwitter hesabından duyurdu. Elif Şafak yeni romanını bitirdiğini şu sözlerle duyurdu: “Yeni romanı tamamladım, nihayet. Zihinsel ve fiziksel yorgunluk, hem hüzün hem heyecan. Ne vakit bir kitabı bitirsem boşluğa yuvarlanırım, Yakında romanın ismini ve ilk paragrafını twitter’dan yazacağım, ilk defa okurlarla, edebiyatseverlerle buluşacak yeni kelimeler…” kaynak: Haber34 |
Avrupa?nın çeşitli yerlerinden yazar, entelektüel ve akademisyenlerin katıldığı ‘Comment is Free Europe’ (Yorum Serbest Avrupa) köşesinde edebiyat, kültür ve kadınlık ekseninde makaleler kaleme alacak. Şafak ilk yazısında töre cinayetlerini ele aldı ve namus kavramını yanlış yerlerde aradığımızın altını çizdi. Bu konunun Türkiye?de ne kadar güncel olduğunu ve yaygın şekilde tartışıldığını vurgulayan Şafak, Türkiye?nin karmaşık bir ülke olduğunu dile getirdiği yazısında, kadınlara verilen özgürlükleri sıralarken kadınların önündeki engellere de değindi YAZININ ORİJİNALİ İÇİN… |
Ne yazık ki bizde son derece az edebiyat eleştirmeni mevcut. ?Eleştiren? çok fazla da, bu güzide sanatı bilgiyle, felsefeyle, kuramsal bir birikimle yapan insan, parmakla sayılacak kadar az. Bizde yazıdan ziyade yazarlar konuşuluyor. Bu da aslında hayli yıpratıcı, yorucu. En çok açlığını duyduğumuz şeylerin başında hakiki, has, samimi edebiyat eleştirisi geliyor. Füsun Akatlı böyle bir alanda uzun seneler boyunca aydın bir perspektifle eserler yazdı. Yazılı kültür gibi bir hayli erkek egemen bir dünyada bir kadın, bir akademisyen ve bir düşünür olarak var olması, o saygın yeri ayrıca önemliydi. Onun güçlü kalemi ve soğukkanlı, duru bakışı sadece kendisinden sonra yetişecek edebiyat eleştirmenlerine değil, biz roman ve öykü yazarlarına da yön verdi bunca zaman. Füsun Akatlı?yı yitirdik. Sadece yazarlar, şairler ve eleştirmenler için değil, düşünmeyi ve okumayı seven herkes için şüphesiz derin bir kayıp. Dostlarının, ailesinin, tüm edebiyat dünyasının başı sağolsun. * Bir dili sevmek…. Bir dili önemsemek… Pazar günkü yazımın Türk pop müziğiyle ilgili kısmı hakkında çok sayıda e-mail ve yorum aldım. Okurlardan gelen mesajlar inanılmaz güzel, mizah dolu ve dostaneydi. Dertleşircesine. Meğer ne kadar doluymuş herkes bu konuda. Bunun yanı sıra pop müzik dünyasına senelerini, emeklerini veren çok kıymetli sanatçılardan gayet pozitif telefonlar ve e-mailler geldi ki, yürekten müteşekkirim. Öte yandan beni yanlış anlayanlar da oldu ve bu hakikaten hiç arzu etmediğim bir şeydi. Adeta ben edebiyat kulesine oturmuş, oradan söz yazarlarına ahkâm kesiyormuşum gibi bir hava doğdu. Keza bu da hiç istemediğim bir şeydi. Polemikleri, genellemeleri, kimse hakkında, hele hele basın aracılığıyla olumsuz konuşmayı sevmiyorum. Ve bunları yapmamaya azami özen gösteriyorum. O yüzden şimdi bu yazıyı kimseye ?cevap? mahiyetinde değil, sadece bazı noktaları açıklama ihtiyacı hissettiğim için yazıyorum. NE DEMEDİM? PEKİ NE DEDİM? Habertürk Gazetesi |
BENİM işim yazarlık. Sevdam kelimelerle. Ancak bazen öyle kelimelere rastlıyorum ki irkilmeden edemiyorum. Harf öbeklerinden ziyade, bunların cümle içinde kullanılış biçimi dikkatimi çekiyor. Her şey de dilde başlar. Husumet de muhabbet de. Kavramların çağrışımları var ve bunlar tarafsız şeyler değil. Eğer yapıcı, barışçıl ve çözüme yönelik bir dille konuşmak ve yazmak istiyorsak, nüanslara dikkat etmek gerek. Mesela şu ?Kürt meselesi? lafı… Kullanmamalı bu sözü. Zira sanki Kürtler problemliymiş, başlı başına bir meseleymiş gibi bir algı ortaya çıkıyor. İnsanoğlu diliyle yaralıyor. Bilerek ya da bilmeden. Masum değil kelimeler. Başkalarını kırmayan, kimseyi incitmeyen ve rencide etmeyen bir şekilde konuşabilmek lazım. Habertürk Gazetesi |
Sinan Çetin Mevlana`nın hayatını filme çekiyor. `Rumi` adlı filmin senaryosunu `Aşk` romanında Mevlana ve Şems`in yakınlığını anlatan Elif Şafak yazacak. Ali Eyüboğlu?nun haberine göre; Sinan Çetin Mevlana`nın hayatını filme çekiyor. `Rumi` adlı filmin senaryosunu `Aşk` romanında Mevlana ve Şems`in yakınlığını anlatan Elif Şafak yazacak. Senaryo özeti Hollywood yıldızlarına gönderildi -Çetin, Elif Şafak?ın senaryolaştırdığı `Rumi` projesi için Amerikalı bir şirket aracılığıyla Hollywood yapımcılarıyla temasa geçti. - Filmi birlikte yapmayı düşündüğü Amerikalı şirketler, Anthony Hopkins, Robert De Niro ve Sean Connery ile temasa geçip, Elif Şafak?ın yazdığı sinopsisi şimdiden ünlü aktörlere verdi. - Çetin, Bollywood?da da projeye ortak olmak isteyen yapımcılar bulunca işe iyice sarıldı. - Yönetmen ?Rumi?yi Hollywood?la olmazsa Bollywood?lu yapımcılarla ortaklaşa, bu yaz Nevşehir?de İngilizce çekecek. |



